Kitap okumada son trendler üzerine…

Küçük bir araştırma yapıyorum: Acaba şimdiye kadar kaç kitap okumuşsunuzdur toplamda?
A. Bir elin parmaklarını geçmez.
B. Senede 1-2 ancak.
C. Her ay düzenli bir kitap bitiririm.
D. Kitap kurduyum, her hafta 1 kitap diyelim.

Peki bu okuduğumu kitapların kaç tanesini aklımızda veya bir defterimizde yazılı tutabiliyoruz? Bir araştırmaya göre yüzde 45’i ancak bize kalıyormuş. Yani yarıdan fazla bir oran çöpte, ya da bilgi kirliliği etiketi ile hafızamızın en derinlerine itilmiş, gitmiş.
Bir diğer soru: Okuduğumuz kitapların kaç tanesini satın alıyoruz? Çoğunu ya gerek görmediğimizden, ya da maddi sebeplerden dolayı eş-dosttan ödünç alıyoruz. Kısacası ‘Aman sen bitir de bana getir sonra’ lar çoğunlukta. Ya da ‘ Boşver alma, bende var’ diyenler. Ben ise tam aksine, birinden ödünç almış olsam bile koşa koşa gidip satın alanlardanım. Amaç: kitaplıkta dursun, bulunsun, altını rahat rahat çizebileyim, daha sonra açıp bakarım.
Gerçek şu ki: bir okuduğum kitabı bir daha dönüp elime almadım bile, çünkü hayatımın her döneminde yatağımın baş ucunda, çalışma masamda, kitaplığın bir köşesinde hep öbek öbek kitap yığınları vardı, üzerlerinde hep aynı post-it veya etiket sallanıyordu: !Okunacaklar!
**
Hal böyle olunca kitaplığa sığmayan, raflardan dolup taşan yüzlerce kitap ile yaşar oldum çalışma odamda. Okunmuş, beğenilmiş, sağı solu çizilmiş, bir defterin sayfalarına not alınmış, ve hiç biri bir daha ele alınıp bakılmamış. Daha sonra yavaş yavaş sevmediklerimi ayırıp bağışlar oldum sağdaki soldaki yardım kampanyalarına. Raflarda yer açıldı, yenileri geldi, onlarda geldi- gitti. Seyretmeye doyulmayan ama bir o kadar da toz tutan sevgili yüzlerce kitabım.
**

Kindle
Sonra elektronik kitap okuma cihazları girdi hayatımıza. Türk Dil Kurumu ona uyduruk, komik, garip bir isim bulana kadar şimdilik ismi: Kindle. Sanal kütüphaneniz, kitaplar artık elektronik olarakta piyasaya sürülüyor, normalinden biraz daha ucuz. Şimdilik Türkiye’de bu cihazlardan çok az var piyasada. Avrupa’da, Amerika’da ise rekabet çok büyük. Kindle, Kobo, Nook, Amazon Fire ve daha nice farklı marka. İnsanlar artık sağda solda metroda otobüste ellerinde Kindle ile dolaşıyor. Böylece ne okuduğunu kimse görmüyor hem de onlarca hantal kitap taşıma derdine son. Uzun seyahatlerde al eline Kindle’ını çık yola. Birde Ipad var tabi. Tabletlerin kralı. Ona da bütün bu cihazların uygulamalarını indirerek yine kullanabiliyorsunuz. Böylece dünyanın her neresine gidersen git, kütüphanen cepte. Bence yüzyılın icadı. Türkiye’de şimdilik İdefix isimli site başlattı bu furyayı, başı çekiyor. ‘Kitaplık’ isimli bir uygulama çıkardılar Ipad için. Idefix hesabınızla kayıt olduğunuzda hem 8 adet elektronik kitap hediye ediyor, hem de binlerce kitabı daha ucuza alma imkanı sunuyor. (Merak edenlere bir de ek bilgi: bu aletlerin hepsinde Retina Display denilen göz yormayan, gözü bozmayan bir teknoloji kullanılıyor.) (Bir bilgi daha: evet, hala altını çizebiliyor, not alabiliyorsunuz)
Amerika’da ve İngiltere’de ki en ünlü kitapçı zincirlerinin iflas etmesini sağlayan bu teknolji yavaş yavaş Türkiye’nin kapılarını da zorlamaya başladı. En başlarda itiraz edenler, bir süre sonra alışıp istemeye başlıyorlar, artık öyle bir dünyadayız.
**
Bir ek bilgi daha: İngilizce de buna ‘disruptive technologies’ diyorlar. Yani 5 yıl önce hayatımızda Ipad yokken, bize sorulsaydı, bilgisayarınızı yanınızda gezdirmek istermisiniz hemde dokunmatik ekranlı şahane bir cihaz denseydi, sizin cevabınız ‘Yooo, ne gerek var ki?’ olurdu. Çünkü şuan telefonumuzdan kullandığımız ve bağımlılık yapan hiç bir uygulama da o zamanlarda yoktu. yani kısaca buna ‘Yoktan ihtiyaç var etmek’ diyoruz ki Kindle da bunun bir örneği.
**
Gelelim bunların ülkemizde uygulanışına. Amazon ‘Kindle’ uygulamasını indirmenize hiç bir şekilde izin vermiyor şimdilik, Cihazlarımız hepsi bir Türk adrese bağlı olduğundan otomatik olarak ‘bölgenizde henüz uygulama başlamamıştır’ uyarısı veriyor. Oysa bir diğer uygulama olan ‘Kobo’ gayet başarılı bir şekilde işliyor. Ipad’inize Kobo uygulamasını indirmek yetiyor. Hatta binlerce de bedava kitap indirebiliyorsunuz. Çoğu da en meşhur klasikler, okunması gereken güzel baş yapıtlar.
Kaç dakikadır kitap okuyorsun, kaç sayfa çevirdin, kitabın yüzde kaçı bitti gibi istatistikler de veriyor aynı zamanda.
**
Kitap okumak artık bu kadar kolayken, çok üzülerek te olsa söylüyorum ki, artık evlerdeki büyük kütüphanelerinde sonu geliyor yavaş yavaş. Sadece toz almak için 2. kez ellediğiniz kitaplar artık elektronik oluyor, kitap kokusu yavaş yavaş yok oluyor. Yeni jenerasyon 2-3 yaşından itibaren herşeyin elektronik olduğu bir dünyaya doğuyor.
**
Aslında bu yazıyı yazmamın sebebi tamamen başka bir web sayfasından bahsetmekti, yine çenem düşmüş, nerelere gelmişim. Dün sınıfta öğrencilerime de kullanmalarını önerdiğim bir siteden bahsetmek istemiştim oysa ki: www.goodreads.com İşte yazımın başında bahsettiğim aklımızda tutamadığımız kitap yorumlarımız, bir daha elimize almadığımız kitaplara bir çözümdü bu site. Geçen yazın başından beri üyeyim. Facebook gibi kullanabildiğiniz, arkadaş eklediğiniz, yazarları takip edebildiğiniz bir site. Ama sadece kitap üzerine. Şu anda hangi kitabı okuyorsunuz? Kaçıncı sayfadasınız? Yorumlarınız neler? Kaç yıldız verirsiniz? Türkçe İngilizce kitap farketmiyor. Kitapları 3 farklı liste halinde değerlendirebilirsiniz. To read / Okunacaklar, Read / Okunmuşlar ve Currently Reading / Şuan okuduğum.
Bu sitede arkadaşlarınızın veya diğer insanların aynı kitap hakkındaki yorumlarını görebilir ve onların yorumlarına yorum yazabilirsiniz. Meşhur yazarları takip edebilir, onlar ile canlı video chat yapabilir, chat odalarına katılabilir hatta ve hatta kitap kulüplerine dahil olabilirsiniz. Öğrencilerime de birer hesap açıp beni eklemelerini söyledim, böylece daha çok insanın bizim okuduğumuz kitap hakkındaki yorumlarına ulaşabileceğiz
Size de tavsiye ederim. Eğer şimdiye kadar okuduğunuz kitapları bir çatı altında toplamak isterseniz, bu çatı o çatıdır dostlar..
Sizinde ilginizi çektiyse bir hesap açın, yayın, beni de (-Iremuz-) eklemeyi unutmayın.

iyi okumalar :)
irem