Günekalanlar

mayisIstanbul

Çünkü İstanbul’un en güzel zamanıydı mayıs…

İstanbul’un en sevdiğim zamanını sorsanız hiç şüphesiz, kuşkusuz, duraksamadan ‘Nisan ve Mayıs’ derim size. Hani şu doğanın uyandığı, yerin altından yeşillerin fışkırdığı, erguvanların, mor salkımların birbirleriyle dans ettiği, lalelerin açtığı, denizin mavisinin bile güzelleştiği aylar. Sadece doğa değil insan da uyanıyor karanlık uykularından. Rehavet çökmüş kış karanlığından, erkenden kararan havanın can sıkıcılığından kurtuluyor. Hele ki… View Article

Yazının devamını oku...
kindle

Kitap okumada son trendler üzerine…

Küçük bir araştırma yapıyorum: Acaba şimdiye kadar kaç kitap okumuşsunuzdur toplamda? A. Bir elin parmaklarını geçmez. B. Senede 1-2 ancak. C. Her ay düzenli bir kitap bitiririm. D. Kitap kurduyum, her hafta 1 kitap diyelim. Peki bu okuduğumu kitapların kaç tanesini aklımızda veya bir defterimizde yazılı tutabiliyoruz? Bir araştırmaya göre yüzde 45’i ancak bize kalıyormuş…. View Article

Yazının devamını oku...
albert

Alberto Manguel’le söyleşi…

Yazar söyleşileri son zamanlarda beni en çok heyecanlandıran şeylerden biri. Hele bir de daha önce tanışmadığım bir yazarsa yepyeni birisinin dünyasını öğreneceğim için heyecanım katmerli oluyor. Boğaziçi Üniversitesi’nin son zamanlarda düzenlediği yazar söyleşilerine bir kaç defa katılma şansım oldu. Her biri hayatıma yeni bir tuğla daha ekledi, her birinden yeni fikirlerle ayrıldım ve kitap önerileriyle…. View Article

Yazının devamını oku...
gumusakademisiAna

Selam olsun Gümüşlük Akademisi’ne…

Uçağın penceresine alnımı yaslamış en sevdiğim işi yapıyorum… Hayal kuruyorum. Sonra o hayalleri bozup yenilerini kuruyorum ve daha da yenilerini taa ki uçak tekerleklerini Milas’ın yeşiline değdirene kadar. Ve otobüsle devam ediyor yolculuk… Sağımda uzanan bin mavi… Ve tüm güzellikler. İstikamet Gümüşlük Akademisi. İki senedir sıkı sık gidip kapısını aşındırdığım Arnavutköy’deki ikinci evim. Şimdi ise… View Article

Yazının devamını oku...
cundaTasKahve

İki yakasını da sevdiğim….

Ege Bölgesi’yle bitmemiş bir davam var. Gidiyorum, geziyorum, yazıyorum, çiziyorum yine de bitmiyor hesaplaşmamız. Çocukluğumdan beri yaza yaza bitiremedim. ‘Bir daha gitmem’ dedim, yine gittim. Tatillerimizi iki üç sene Akdeniz’de geçirdik, muhteşem denizlere girdik, olmadı yine döndüm dolaştım Ege’ye çakıldım. Çocukken orada geçirdiğim yazlar, sömestre tatilini geçirmek için gittiğim anneannemin evinde geçen kışlar, Kaz Dağlarının… View Article

Yazının devamını oku...