Blog

Toni Morrison/ Bir Edebiyat Leydisi

Acıları Unutmak için yazan Toni Morrison // Bir Edebiyat Leydisi   Toni Morrison 1931 yılında ırkının ona bahşettiği siyah bir deri ve anlatılagelmiş yüzlerce kölelik hikâyesiyle birlikte doğar. Babası, evlerinin önünde beyazlar tarafından linç edilmek üzereyken son anda kurtulur ve ailesiyle birlikte Ohio’ya kaçar. Gerçek adı Chloe Anthony Wooford olan bu küçük siyahi kız ileride… View Article

Yazının devamını oku...

Hafızanın kıyısında bir yazar

Hafızanın kıyısında bir yazar – İshiguro   Kazuo İshiguro 1954’te Japonya’nın Nagasaki şehrinde doğmuş, ailesinin işi gereği beş yaşında İngiltere’ye taşınmış ve otuzlu yaşlarının ortalarına kadar ülkesini görmemiştir. İshiguro’yu anlatmaya tam da buradan başlamak önemlidir çünkü Japon anne babadan olmasına rağmen kendisini gerçek bir İngiliz olarak tanımlar ve romanlarını da İngiliz Yazını’nın içinde konumlandırır işte… View Article

Yazının devamını oku...

John Fowles / Okurla tanrıcılık oynayan yazar

Okurla tanrıcılık oynayan yazar, FOWLES   İrem Uzunhasanoğlu     Psikanaliz, mitoloji, erotizm, varoluş, özgünlük, Shakespeare, pastiş, semboller ve atıflar… Ve bunların tümünü tek çatı altında toplayan bir yazar; John Fowles. Kâh okuruyla sohbet eden kâh dalga geçen ama her daim okuruna kendini sorgulatan bir hikâye ustası. Kendi bünyesinde iki adet Fowles besleyen yazar, madalyonun… View Article

Yazının devamını oku...

Gogol ve Rus Edebiyatı üzerine

Roman Gogol’ün Palto’sunda mı saklıydı?   1840’lı yıllarda Petersburg sokaklarında, özellikle de Kalinkin Köprüsü civarında dolaşan bir hayalet vardır, bilir misiniz? İsmi Akakiy Akakiyeviç. Bu hayalet sokak sokak dolaşarak çaldırdığı paltosunu aramakta ve rütbesine, unvanına bakmadan karşısına çıkan herkesin sırtından paltosunu çekip almaktadır. Bu hayalet Rus Roman Sanatı’nın üstatlarından Nikolay Vasilyeviç Gogol’ün ölümsüz Palto eserinde… View Article

Yazının devamını oku...

Diderot’nun Rahibe romanı üzerine notlar …

Kiliseye boyun eğmeyen Fransız düşünür – DENIS DIDEROT     Geçmişe dönüp baktığımızda çoğunluğun inandığı ortak görüşten farklı ve aykırı düşünceler ortaya atan bir çok yazar, çizer ve feylesofla karşılaşabiliyoruz. Bu görüşler kimi zaman toplumun kafasını karıştıran geçici hevesler silsilesi, kimi zaman da yeni bir düşünce çağı başlatan bir şaheser olarak karşımıza çıkabiliyor. Kimileri halk… View Article

Yazının devamını oku...

Charles Dickens Neden Klasik?

Büyük Umutlar’ı Olan Yazar, Dickens   ‘‘Lütfen Efendim, biraz daha istiyorum’’ dedi. Usta şişman, sağlıklı bir adamdı ama rengi bembeyaz oldu. Çocuğa şaşkın şaşkın baktı. Hizmetçiler şaşkınlıktan, çocuklar da korkudan sus pus olmuşlardı. Usta, zayıf bir sesle, uzatarak, -Neeee? diye sordu. Oliver, -Lütfen Efendim, biraz daha istiyorum. Usta elindeki kaşıkla Oliver’a vurdu, sonra onu yakalayıp… View Article

Yazının devamını oku...

Shakespeare neden hâlâ okunuyor?

ArkaKapak Dergisi Ocak 2016 sayısında yayımlanmıştır. Shakespeare neden hâlâ okunuyor? 1564’te Londra’nın biraz uzağında Stratford-Upon-Avon isimli bir kasabada vebanın patlak verdiği o karanlık günlerin tam da içine doğdu. Yan evde yaşayan komşuları dört çocuğunu birden kara ölümün kollarına teslim etmişti. Belki de mucize bu küçük kasabada yüzlerce kişi ölürken onun hayatta kalmasıyla başlamıştı. Elli iki… View Article

Yazının devamını oku...

Kundak

Kundak isimli bu öykü Boğaziçi Üniversitesi Nazım Hikmet Kültür ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen ‘Hayat-ı Hakikiye Hikâyeleri’ yarışmasında seçilmiş, 1 Aralık 2015 günü Açık Radyo’da Berna Durmaz tarafından seslendirilmiş, daha sonra Can Yayınları tarafından yayımlanan Türkiye Hikâyelerini Anlatıyor kitabında yer almıştır. Aşağıdaki linkten dinleyebilirsiniz. https://soundcloud.com/turkiye-hikayelerini-anlatiyor-2/turkiye-hikayelerini-anlatiyor-bolum-26    

Yazının devamını oku...
bulbulHikayesiGorseli

Bülbül

*Aralık 2014’te ÖtekiDergi’de yayımlanmıştır. BÜLBÜL Yakın gözlüğüm yetmiyor. Fotoğraf öyle küçük ki büyüteci alıp halının üzerine çöküyorum. Geçmiş, mekan ve zaman bir burgaç gibi beynimde dönüyor. Fısıltılar kulaklarımda çoğalıyor, bir hıçkırık, bir siren, ardından ağır demir kapının hızla kapanışı… Sesler.. sesler.. sesler.. Sesler birbirinin içinde eriyor. O son bakışı düşüveriyor aklıma birden, ellerim buza kesiyor,… View Article

Yazının devamını oku...
cebimdeSenfoniSonGorseli

Cebimde Senfoni

*Mart 2015’te Varlık Dergisi’nde yayımlanmıştır. CEBİMDE SENFONİ Sonbahar en sevdiği mevsimdi. Hüzün çöktü müydü havaya, yapraklar da başlardı birer birer dökülmeye. Toprağa değen her bir yaprak Çaykovski’nin ellerinden dökülmüş birer notaydı onun için. Sonbahar ‘da yürüyüş yapmak bir sonat dinlemekti adeta. Ağaç dallarının huşu içerisinde sürdürdükleri dans Allegro idi; Ağaç gövdelerinin o tok ve dimdik… View Article

Yazının devamını oku...